Nankor kim soyluyor ?

Brown

Global Mod
Global Mod
Nankör Kim Söylüyor? Biraz Mizah, Biraz Gerçek, Çokça Düşünce

Nankörlük ve Kim Söylüyor?

Herhangi bir konuda birkaç kez nankör kelimesi duymuşsunuzdur. “Nankör” dediklerinde aklınıza kim gelir? Nankörlük, aslında bir parça “yakınlık” ve “beklenti” içeriyor, değil mi? Çünkü, insanlar genellikle karşılık beklerler. Hani şu, “Her şeyin bedelini ödedim ama bir teşekkür bile duymadım!” gibi… Evet, o kadar tanıdık ki!

Ama kim diyor bu “nankör” lafını? Öyle bir şey söyleniyor ki, sanki biri bizden alıp götürüp bir şeyleri çalmış gibi! En çok da çevremizde gördüğümüz birkaç tip:

- İyi niyetle yardım eden ama karşılık bekleyen insanlar,

- “Beni kimse anlamaz” diye hayıflananlar,

- Biraz fazla kendi değerini önemli sayanlar…

Ve her biri, nankörlük kelimesini bir şekilde etrafta savurur. Gelin, bu tiplerin dünyasına girelim ve bakalım nankör kim diyor, ve neden?

Nankörlük Nedir?

Nankörlük, Türkçede, bir kişiye veya topluluğa yapılan yardımlara veya iyiliklere karşılık vermeyen veya değer vermeyen bir tavrı tanımlar. Basit bir kelime, ama derin anlamlar taşıyor. Bu kelime, genellikle gönüllü yardım yapan kişilerin, gerçekten yardımcı oldukları kimse tarafından takdir edilmediği hissiyatıyla devreye girer. Hangi durumda nankör olunur? Yardım ettiğinizde, birine emek harcadığınızda ve karşılık alamadığınızda. Ancak, bu karşılık meselesi bazen biraz karışır.

Erkekler ve Nankörlük: Stratejik Bir Sorun mu?

Erkekler, çözüm odaklı ve stratejik düşünmeyi tercih eden varlıklardır (tabii, tüm erkekleri kastetmiyorum!). Her şeyin net ve anlaşılır olduğu, sorunların çözüme kavuşturulduğu bir dünyada yaşamak isterler. Nankörlük konusu, genellikle biraz fazlasıyla stratejik bir yerden ele alınır. Çünkü bir erkek için, yaptığı işin ve katkının doğru şekilde takdir edilmesi önemlidir.

Mesela diyelim ki, bir erkek arkadaşınıza araba tamirinde yardım etti. Fakat o kişinin “ama biraz daha hızlı olsaydın keşke” demesi, beklenen karşılığı almak yerine “nankörlük” algısını oluşturur. Bunu çok yakından biliyoruz. Erkeklerin bazen başkalarına yardım ederken – o yardım bir şekilde beklenmediği gibi karşılık bulmazsa – hemen “nankörlük” düşüncesine kaymaları olasıdır.

Erkeklerin bu stratejik bakış açısıyla nankörlükle ilişki kurması, daha çok “Verdiğimi aldım mı?” sorusuyla ilgilidir. Bu düşünme şekli, ilişkilerde bazen problem yaratabilir çünkü karşılık alma beklentisi ilişkilere mesafe koyabilir. Bir bakıma, “Ben sana yardımı verdim, sana bir şey kattım, şimdi ne oldu?” sorusu, erkeklerin dünyasında sıkça karşılaşılan bir ikilem olabilir.

Kadınlar ve Nankörlük: Empati ve Sosyal İlişkiler

Kadınlar, genellikle toplumsal ilişkilerde empatiyi ve karşılıklı güveni çok ön planda tutar. Birine yardım etmek, sadece bir eylem değil, duygusal bir bağ kurmaktır. Bu yüzden, kadınlar genellikle yardım ettikleri kişinin "değer vermesi" ve "takdir etmesi" konusunda daha hassas olabilirler.

Kadınların bakış açısından, nankörlük sadece bir karşılık bekleme değil, bir tür “toplumsal değer” meselesidir. Yardımın sadece “ne alırsan al” prensibiyle yapılmaması gerektiğini düşünürler. Bu, yardım edilen kişinin davranışlarına duygusal açıdan tepki gösterme eğilimidir. Örneğin, bir kadının çokça sevdiği bir arkadaşı ona sıklıkla yardım eder ama bu arkadaşının her zaman ilgisiz ve soğuk olması, kadın için nankörlük anlamına gelir. Yardımın, karşılıklı anlayış ve değerle yapılması gerektiğine inanılır.

Kadınların bu duyguya dayanarak nankörlüğü hissetmeleri, onların ilişkisel anlayışını gösterir. Yani nankörlük, sadece bir karşılık meselesi değil, sosyal bağların güçlendirilmesi gerektiğine dair bir düşünce olarak da karşımıza çıkar. Çünkü onlar için, bir insanın birine karşı takındığı tavır, sadece bireysel değil, toplumsal anlam taşıyan bir olgudur.

Nankörlük ve Toplum: Neden Bu Kadar Ciddi?

Birçok kişi, nankörlük konusunu gereksiz bir mesele gibi görebilir. Ancak toplumsal ilişkilerde bu konu gerçekten büyük bir önem taşır. Çünkü insanlar, yardım ettikleri kişilerden bir nevi takdir ve saygı beklerler. Eğer bu takdir eksikse veya yetersizse, ilişkilerde kırılmalar yaşanabilir. Özellikle aile içi veya yakın arkadaşlıklar gibi güçlü bağlarda, nankörlük, güvenin sarsılmasına yol açabilir.

Nankörlükle ilgili düşündüğümde, aklıma şu soru geliyor: Yardım, sadece karşılık almak için yapılmalı mı, yoksa gerçekten birisine yardım etmek için mi? Bu tartışma, oldukça derindir. Çünkü birine yardımcı olmak, sadece kişisel tatmin elde etme amacından daha fazlasını taşıyor. Gerçekten, başkalarına yardım etmek bir ödül veya takdir beklentisinden arındığında, belki de nankörlük algısı da azalabilir. Peki ya insanlar, birbirlerine yardım etmenin değerini başkalarından ödül beklemeden keşfederlerse?

Sonuç: Nankörlük Kim Söylüyor, Ve Neden?

Sonuç olarak, nankörlük meselesi, insan doğasının çok yönlü bir yansımasıdır. Erkekler bu konuda daha çözüm odaklı yaklaşırken, kadınlar empati ve ilişkiler üzerinden bu durumu değerlendirebilirler. Ama aslında, nankörlük kavramı, bir toplumun yardım etme, takdir etme ve karşılıklı değer verme anlayışına bağlı olarak şekillenir.

Sizce, birine yardım ederken gerçekten karşılık beklemeli miyiz? Yalnızca “ben yaptım, oldu” mu demeliyiz, yoksa karşılık alamadığımızda nankörlüğü hissetmek normal mi? Yardım ve takdir arasındaki dengeyi nasıl kurmalıyız?

Cevaplarınızı merakla bekliyorum!
 
Üst